TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE BESNİ’NİN İSİMLERİ
Besni tarihin çeşitli dönemlerinde çeşitli isimler alır. Kommegenen Krallığı döneminde BAHASNA, daha sonra BETHESNA olur. Arap kaynaklarında BEHESNA Acem kaynak larında BEHİŞNİ olarak geçer. Selçuklular döneminde BEHESNE, BEHESNİ ve Osmanlı döneminde BEHESNE, BEHESNİ, BİSNİ olarak değişime uğrar ve değişe değişe BESNİ olur. BEHİŞTİ Farsçada CENNET anlamına gelmektedir.
Besni ilçesi ilin en eski ilçelerinden birisidir. Yerleşme yeri bakımından çok şansızdır. Rivatetlere göre yedi defa yer değiştirmiştir.1958 -1965 yılları arasında son defa yer değiştirerek bu günkü yerine kurulan Besni’nin, yeni yerinin de bir bölümünün jeopolitik bakımdan heyelanlı bölge olması şansızlığının devam ettiğini göstermektedir.
Kent daha önce 4 km. kadar güneyindeki şu anda “Eski Besni” olarak bilinen yerde tarihi “Besni kalesi”nin çevresinde kurulu idi. Ondan önce ise 20 km. kadar güneydoğusundaki Üçgöz (Sofraz) köyünün bulunduğu yerde idi. O zamanki adı KÜL ŞEHRİ imiş.
TARİH ÖNCESİNDE BESNİ
Besni, Güney Doğu Anadolu’ nun en eski yerleşim yerlerinden birisidir. İlçe sınırları içerisinde bulunan Değirmen Çayı mağraları, Elder Mağraları , Besni Kalesi ve civar kayalıklara açılan mağara tipindeki oyuklar, araştırmacıları M.Ö. 4000 yılına kadar götürmektedir. Özellikle Değirmen Çayı civarın- daki mağaralar, savunmaya son derece elverişli yerlerdir. Buralardaki sütünlar, balkonlar, ayrı bölmeler, su kuyuları, yerleşik yaşamın canlı kalıntıları olarak değerlendirilir. Yapılan kazılarda bulunan çömlek yontulmuş taş , heykel , duvarla da ki resimler oldukça ileri bir uygarlık döneminin ürünleri olarak değerlendirilmektedir.
Besni civarında bugün bir kısmı tamamen yıkılmış durumdaki mağaraların sayısı yüz kadardır.
Bu tesbit Besni tarihini, M.Ö. 4000 yılının ötesine götürmektedir.
İlçenin tarihine ilişkin yazılı bilgiler, M. Ö. 3000 yılında başlamaktadır. Belgelerde Besni civarından açıkca söz edildiği halde, Besni için her hangi bir ad bulunamamıştır. Yazılarda, Orta Kargamış’ ın kuzeyinden yukarıya doğru, Orta Fırat’ la, Toroslar arasındaki bölgeden söz edil- mektedir.Bölgeye önceleri Kummuh, daha sonrada kommagane denildiği anlaşıl- maktadır.
Yurt Ansiklopedisi’ nin araştırmasına göre; Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de bulunan “Asur Ticaret Arşivi” bölgenin M.Ö. 3000-1750 yıllarına ışık tutacak niteliktedir. Belgelerde Besni civarının Asur Ticaret Yollrı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Genel Olarak
M.Ö 4000 yılına uzanan tarihi ile Güneydoğu Anadolu’nun eski yerleşme merkezlerinden birisi olarak dikkat çeken Besni aynı zamanda çok hareketli sanayi ve eski bir ticaret kenti oluşu ile tanınır. Bunda Halep ticaret yolu üzerinde oluşu kadar savunmaya son derece elverişli yapısı ve muntazam bir kaleye sahip oluşunun da payı vardır. Bir zamanlar sulak ve ormanlık arazi varlığı ile çekiciliğini canlı tutmuştur. Bu yüzden “Cennete eş” manasına gelen Behişti adı verilmiştir.
Besni yörenin genel tarihine uygun olarak Akatlar, Hititler, Huriler, Mitanniler, Kummuh Krallığı, Asurlar, Sakalar, Medler, Makedonyalılar, Selakoslar, Kommageneler, Romalılar ve Bizanslılar, dönemini yaşadıktan sonra Halife Hz. Osman zamanında Müslümanların eline geçmiştir. 1150’de Besni Anadolu Selçukluların eline geçmiştir. Daha sonraki dönemlerde bir süre Memlük ve Dulkadiroğulları hakimiyetinde kalan Besni 1398’de Yıldırım Bayezit tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Tarihinde birçok saldırılara hedef olan Besni özellikle Moğol ve Timur istilalarına karşı destanlaşan kahramanlıklarıyla Yıldırım Beyazıt’tan takdirname alan ilk şehirdir. Evliya çelebinin “hayran kaldım” dediği Besni, İstiklal savaşı döneminde, Milli ruhu savaş boyunca devam ettirmiş, bunu Antep ve Maraş savunmalarında yaptığı yardımlarla göstermiş bir Anadolu şehridir.
1620 yılında 16.000 nüfuslu bir şehir olarak parlak bir geçmişe sahip olan Besni, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Malatya ve Gaziantep illerine bağlı bir sancak olarak süregelmiş, 1954 yılında da Adıyaman iline bağlanmıştır.
KURTULUŞ SAVAŞINDA BESNİ
Besni, konumu nedeniyle, Kurtuluş Şavaşında işgal edilmemiştir. Ancak, Antep ve Maraş savunmasında, bilinenden daha çok hizmeti geçmiştir.
Fransızlar Antep ve Maraşı işgalleri Besni’ de geniş yankılar uyandırır. ilçe Müftüsü başta olmak üzere, camilerde hutbe, vaaz ve nasihatlarla halkın savunma duyguları kabarır, silah, cephane, giyecek ve yiyecekler toplanır. Bunlar Antep ve Maraş’a gönderilir. (Karamanmaraş Belediyesi Kültür yayınları arasında yer alan ” Mustafa Kemal ve Milli Mücadelenin İlk Zaferi” hazırlayan Yalçın ÖZALP) Ayrıca çok sayıda silhlı birlikler oluşturularak Antep ve Maraş savunmasına yardıma gidilmiştir. (Besnili hasan Bey Antep savunmasında, Senem ayşede hem antep hemde Maraş savunmasında büyük roller oynamışlardır.)
Hasan Bey Mebus Reşit Ağa’nın amcasının oğludur.Senem Ayşe de öbür amcasının kızıdır.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE BESNİ
Cumhuriyetle birlikte Malatya İline bir kaza olarak bağlılığını sürdüren Besni 1926 yılında Malatya’dan ayrılarak Antep İline bağlanır. 1933′ de tekrar Malatya’ ya bağlanır ve bu durum 1954 yılına kadar devam eder. 1954 yılında Adıyaman vilayet olunca Besni bu ilin bir ilçesi olur.
Besni 1960 larda şimdiki yerine taşınmıştır.
Eviliya Çelebinin hayran kaldığım dediği mekan BESNİDİR… 1620 YILINDA16 BİN NÜFUSLU BİR ŞEHİR OLAN BESNİ, SIRASIYLA; DİYARBAKIR, KAHRAMANMARAŞ, MALATYA VE GAZİANTEP İLLERİNE BAĞLI BİR SANCAK OLARAK SÜREGELMİŞ, SON OLARAK 1954 YILINDA ADIYAMAN İLİNE BAĞLANMIŞTIR.
YERİ VE KOMŞULARI
Besni İlçesi, coğrafi konum olarak Güneydoğu Anadolu’nun batı ucunda yer alan Adıyaman ilinin batı kesiminde yer almaktadır. İl merkezine 44 km., Gaziantep İline 95 km. uzaklıktadır.
İlçenin kuzeyinde Tut İlçesi, doğusunda Merkez İlçe Adıyaman, güneydoğusunda Fırat Nehri
(nehrin diğer yakasında Şanlıurfa İlinin Halfeti ve Bozova İlçeleri), güneyinde Gaziantep İlinin Araban İlçesi, batısında Gölbaşı İlçesi ile güneybatısında Kahramanmaraş İlinin Pazarcık İlçesi yer almaktadır.
YÜZÖLÇÜMÜ VE RAKIMI
İlçenin yüzölçümü 1.330 kilometrekaredir. İlçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği (rakımı) 930 m. civarındadır.
DAĞLARI
Çeşitli yüksekliklere sahip sıra dağlar yer yer 3000 m. yüksekliğe ulaşmaktadır. Torosların yan kolları batı ve doğu yönlerinden uzantı yapmaktadır. Bu jeolojik yükseltiler Anadolunun doğusundan batısına geçişi bu bölgede kapatmıştır. Doğu ile batı arasındaki geçişler Samsat ve Zeugma üzerinden sağlanmıştır. Fırat Nehri bölgesinin diğer doğal sınırıdır. Besni bugünkü Adıyaman İline bağlı, kuzeyden güneye doğru alçalan engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Bölgenin kuzeyi dağlıktır. Torosların bir kolu olan Akdağ (1510 m.) en yüksek arazi çıkıntısıdır. Güneyde Kızıldağ uzanmaktadır. Heyik (Geyik), Guz (Koz), Koca, Kızıl ve Pohin Dağları Besni’nin en önemli yükseltileridir.
OVALARI
İlçenin güney kesimi (Kızıldağ bölgesi hariç olmak üzere) genellikle verimli ovalarla kaplıdır. Bölgenin doğu kesiminde Kızılin Ovası ve Sahantil Ovası, batı kesiminde Keysun Ovası yer almaktadır. Bu ovalar Keysun Çayı ve Sofraz Çayı ile sulanırken, son yıllarda çok miktarda sondaj yapılarak çıkarılan sularla sulanmaktadır.
AKARSULARI
İlçemizin en önemli akarsuları şunlardır:
1-Fırat Nehri
2-Göksu Irmağı
3-Ağdere (Akdere)
4-Sofraz Çayı (Değirmen Çayı)
5-Keysun Çayı
İlçede bulunan akarsulardan sulamada önemli ölçüde yararlanılmaktadır.
Fırat Nehri: Türkiye’nin en büyük nehri olan Fırat Nehri, Besni’nin güneydoğusundan geçer ve Şanlıurfa’nun ilçeriyle arasında sınır çizgisini oluşturur. Göksu Çayı Kızılin Köyü civarında Anadolu’nun en önemli akarsularından biri olan Fırat Nehri ile birleşmektedir.
Göksu Irmağı: Biri Sürgü, diğeri Pazarcık İlçesinin Helne Köyüne yakın bir yerden çıkan iki suyun birleşmesinden meydana gelir. Besni ve Adıyaman bölgesinden gelen çayları da alarak, Kızılin Köyü civarında Fırat Nehri ile birleşir.
Sofraz Çayı (Değirmen Çayı): Besni İlçe merekzinin yaklaşık 6 km. kadar güneyindeki Sugözü diye bilinen yerden çıkar. Halk arasında Değirmen Çayı olarak da bilinir. Üçgöz Beldesinden geçerek Sofraz Çayı adını alır ve Akyazı (Çanakçı) köyü yanında Keysun Çayı ile birleişp Sayören civarında Göksu Irmağı karışır.
Keysun Çayı: Kesmetepe Beldesi İnce Mahallesi civarından çıkan Tavaş Suyu ile Kargalı Köyü yakınından çıkan Çövenek Suyu, Çakırhüyük Beldesi yakınında birleşerek Keysun Çayı adını alır ve Akyazı Köyü yakınında Sofraz Çayı ile birleşip Sayören civarında Göksu Irmağına karışır.
BESNİ ÜZÜMÜ
Kültür asmasının anavatanı olarak kabul edilen Anadolu Yarımadasında bağcılık yaygın ve yoğun olarakyapılmaktadır.Bağcılık çok eski yıllardan beri Besni ekonomisi ve kültüründe önemli bir yere sahip olup, ismini Besniden alan üzüm çeşitlerimiz mevcuttur.
İlçemiz genelinde Besni Üzümü olarak adlandırlan Peygamber Üzümünün (Besni Üzümü)Besni çevresinde dikkate alındığında 5.000 dekarlık alanda üretimi yapılmaktadır.Bu alanda ise yaklaşık 8.000 – 10.000 tonluk yaş üzüm rekoltesi vardır.
Üzüm Çeşidimizin Özellikleri:
•Salkım:Silindir ve konik şeklinde, sık yapılı, iri (400-500) şekildedir.
•Tane: Kabuk rengi yeşil-sar tane şekli kısa oval, ince kabuklu, 2-3 çekirdekli
•100 tane ağırlığı:250-700 gr.
•1 tane kuru üzüm ağırlığı :1.5
•Verim: 1.750 – 2.000 Kg./Da
•Hasat:Ağustosun ikinci yarısında olgunlaşmakta olup, hasat sırasında suda çözünebilir kuru madde oranı ortalama (16,6)
•Toplam asit miktarı: Az (0.503 gr/1)
100 Gr. Taze Üründe Besin Özellikleri:
* 70 Kalori
* 0,7 gr. Protein
*0.4 gr.Yağ
*17 gr.Karbonhidrat
* 17 mg. Ca
* 20 mg. P
*0.5 gm Fe
* A Vitamini 80 IU
* B1 Vitanamini 0.05 mg
* B2 Vitamini 0.05 mg
* C Vitamini 4 mg
http://www.besni.bel.tr/Besni.aspx?id=6
İlçedeki Belli Başlı Tarihi Yapı Ve Eserler
1- Besni Kalesi:
İlçenin yaklaşık 2 km. güneyinde olan kale, üç tarafı sarp kayalıklarla çevrili sivri bir tepenin üzerinde kurulmuştur.Kaleye yalnızca güneyden dik bir yamaçtan çıkılması mümkündür.Savunmaya çok elverişli olan Besni Kalesi, mancınıkları ve diğer yapı kalıntılarıyla hala dimdik ayaktadır.Kalenin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 13. y.y.da Memluklerin hakimiyeti zamanında (1923) Besni Kalesi sağlamlaştırılır.
Kalenin ortasında bir kuyu bulunmaktadır.Batı kesiminde bir anıtı andıran karşı karşıya yapılmış iki büyük yapır vardır.Halk arasında Çifte Mancınık adı verilen bu iki mancınık arasında esirlerin asılarak düşmana gösterildiği ve gözdağı verildiği rivayet edilmektedir.
2- Eski Besni Ören Yeri:
Eski Besni Ören Yeri İlçemizin önceki kurulduğu yerleşim yeridir. Eski Besni şehri tarihi Besni Kalesinin etrafınada derelerin kenarında ve tepelerin eteklerinde kurulu idi. Burada Besni Kalesinin yanında çok sayıda tarihi cami, minare, hamam, köprü ve çeşme bulunmaktadır.
3- Kurşunlu Camii:
Eski Besni Ören Yerinde bulunmaktadır. Külhanönü Camii ve Hacı Zeyrek Ağa Camii diye de bilinmektedir. Kurşunlu Cami, 1960-1965 yıllarında Besni’nin yer değiştirmesinden sonra diğer yapılar gibi yıkılmaya terkedilmiş ve tahrip olmuştur. Ancak daha sonra yapılan bazı girişimlerle 2005-2006 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarım ve restorasyonu yapılmıştır.
4- Sofraz Anıtları:
İlçemize 15 km. uzaklıkta bulunan Üçgöz Beldesinde bulunmakta olup, 2 adet anıt mezar vardır. 2 tümülüs şeklinde olan anıt mezarlar, 15 m. yükseklikte olan kuzeydeki mezarın üzeri kırma taş ve molozla örtülüdür. Güneyde bulunan girişinde zeminden 5 m. aşağı inildikten sonra Dromos denilen ön girişi vardır. Ön girişin bitiminde ise mezar odası bulunmaktadır. Yaklaşık 3-4 m. ölçülerinde üzeri tonozlu ve düzgün kesme taştan yapılmış odanın içinde 2 adet lahit bulunmaktadır. Anıt mezar M.S. 2. yy. da Roma döneminde yapılmıştır.
Diğeri ise 3 odadan oluşmuştur. Giriş kısmının her iki yanında ana kayaya oyulmuş mezarlar yer almaktadır. Bu odalardan 2 tanesi ana kayaya oyulmuş olup, odaların her birinin içerisinde üçer tane lahit mezar bulunmaktadır. 3. oda ise tonozlu kesme taşlardan yapılmış olup, içerisinde yine bir adet lahit mezar bulunmaktadır.
5- Kızılin Köprüsü:
Kızılin Köyü yakınlarında Göksu Nehri üzerindedir. Romalılar zamanında yapılmıştır. Orta kemeri çökmüştür. Kahta Çayı üzerindeki Cendere Köprüsüne benzemektedir.
6- Dikilitaş (Sesönk):
Hacıhalil ve Dikilitaş Köyü yakınında Kızıldağı’ın üzerinde Dikilitaş adıyla bilinen, Roma dönemine ait bir anıt mezardır.Ortada mezar yapısı ve yanında aralıklarla dikilmiş üç çift sütun vardır. İri taşlar yığılarak yapılmış olan bu tümülüsün çevresinde deve sütünlardan oluşan anıt mezarın altında mezar odası olduğu sanılan kayadan oyma mağaralar mevcuttur.
7- Dolmenler:
Karagüveç-Kargalı Köyleri arasındaki dağlık alanlarda ve Hacıhalil ile Dikilitaş Köyü yakınlarında Kızıldağ’da çok sayıda Dolmen mezarlar vardır. Bu mezarların geçmişi taş devrine kadar uzanmaktadır.
http://www.besni.gov.tr/default_B1.aspx?content=1024