Her insan günlük yaşamında bazıları doğal yollarla oluşan bazıları insanlar tarafından üretilen radyoaktif maddelere maruz kalır.Örneğin, toprak, su yediğimiz yiyecekler , yaşadığımız binalarda kullanılan yapı malzemeleri radyoaktif parçacıklar içerebilir.
Doğal radyoaktivite kaynaklarından biri uzaydan gelen yüksek enerjili ışınlar ve parçacıklardır.Bu parçacıklar , atmosferin üst katmanlarında bulunan moleküllerle etkileşerek radyoaktif çekirdeklerin (örneğin karbon 14, hidrojen 3 gibi) oluşmasına sebep olur.
Doğal radyasyon kaynaklarından biri de yer kabuğunda bulunan kayaçlardır.Yeryüzünde doğal olarak bulunan uzun ömürlü radyoaktif elementler,uranyum 238, toryum 232, potasyum 40 ve bu elementlerin bozunma ürünleri olan radyum 226 ve radon 222’dir. Renksiz ve kokusuz bir gaz olan radon yer kabuğunda bulunan çatlaklar ve boşluklar boyunca yayılarak yeryüzüne ulaşır.Radon normal koşullarda gaz halinde bulunduğu için soluduğumuz hava yoluyla vücudumuza girebilir.
Yer kabuğunda bulunan radyoaktif elementler nedeniyle toprakta yetişen bitkilerde de düşük miktarda radyasyon içerebilir.Örneğin , muz, havuç, patates kırmızı et gibi yiyeceklerin içindeki potasyum 40 oranı diğer yiyeceklere göre daha yüksektir.
Yaşadığımız binaların yapımında kullanılan malzemeler, örneğin granit, kumtaşı, alçıtaşı radyum, toryum uranyum ve potasyum gibi radyoaktif izotoplar içerebilir.
Doğal kaynaklı radyoaktif maddeler nedeniyle kalınan radyasyon miktarı yıllık ortalama 3.1 milisieverttir.
Günlük hayatımızda insan kaynaklı etkiler-tıbbi görüntüleme , bazı endüstriyel süreçler(kömür santralleri ve petrol rafinerileri )duman algılayıcılar gibi – radyasyona maruz kalıyoruz.Bu süreçler nedeniyle maruz kalınan radyasyon miktarı ise doğal kaynaklı olana benzer şekilde ortalama 3.1 milisieverttir.