Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Uykuda ruhun bedenden ayrılması, uyurken ruhun bedeni terketmesi

Bu haberin fotoğrafı yok

Uykuda ruhun bedenden ayrılması, uyurken ruhun bedeni terketmesi

Ruh bedenden ayrılıp seyahat edebilir mi?

UYKUDA RUHUN BEDENDEN AYRILMASI
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Allahü teâlâ, insanın 
ruhunu bilinemez şekilde yarattı. Ruh, madde değildir, belli bir 

yeri yoktur. Ruh, bedenin ne içinde, ne dışındadır, ne bitişik, 
ne ayrıdır. Yalnız onu varlıkta durdurmaktadır. Bedenin her 
zerresini diri tutan ruhtur. Bunun gibi, âlemi varlıkta durduran 
Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, bedeni ruh vasıtası ile diri 
tutmaktadır. (1.cild,287.mek.)
Uykuda iken, ruhun bedenden ayrılması, bir kimsenin, geziye, 
eğlenmek için, kendi vatanından, gülerek, sevinerek ayrılmasına 
benzer ki, gezdikten sonra, sevinç içinde yine vatanına döner. 
Ruhun gezinti yeri, âlem-i misaldir. Bu âlemde, görecek meraklı 
ve tatlı şeyler vardır. Ölürken ruhun ayrılması, böyle değildir. 
Bu ayrılık, vatanı yıkılan, evleri, binaları yok olan kimsenin, 
vatanından ayrılması gibidir. Bunun içindir ki, uykudaki
ayrılmasında, sıkıntı ve acı yoktur. Tersine, sevinç ve rahatlık 
vardır. Ölürken ayrılmasında ise, çok acılar ve güçlükler hâsıl 
olur. Uyuyan insanın vatanı, dünyadır. Ona, dünyadaki gibi 
davranırlar. Ölen kimsenin ise, vatanı yıkılır. Âhirete göç eder. 
Ona âhiret muamelesi yaparlar. (3.cild,31.mektup.) 
UYKUDA RUHUN BEDENDEN SOYUTLANMASI
Ruhsal çalışmaların ilki ruhu bedenden soyutlamaktır. Eskiler bu 
duruma, kendinden geçme ve yok olma anlamında “istiğrak 
uykusu” da demişlerdir. İstiğrak uykusunda ruh, bedenden 
bilinçli bir biçimde çıkar ve kulun Allah katındaki mertebesine 
uygun olarak fizik dünyanın somut veya soyut alanlarında 
dolaşır. Genelde ruhun dolaştığı alanlar fizik dünyanın somut 
alanlarıdır. 
Müslüman bir kimsenin ruhsal olarak dolaştığı soyut alanlarda, 
müslüman olmayan bir kimse kesinlikle dolaşamaz. Ama
müslüman bir kimse, müslüman olmayan bir kimsenin dolaştığı 
somut alanlarda istediği gibi dolaşabilir. Soyut alanlara 
yükselmek ve bu alanların varlıkları olan melekleri görmek, 
onlarla konuşmak müslüman olmayan kimselerin ruhlarına yasak 
edilmiş ve araya perde çekilmiştir. 
İman durumları farklı olan müslümanların yükselebilecekleri 
soyut alanlar da farklıdır. Örnek verecek olursak, günahkâr 
olan bir müslümanın ruhu Arş Boyutuna kadar yükselebilir, bazı 
melekleri, peygamberlerin ve âriflerin rûhâniyetlerini, kabir ve 
âhiret durumlarından bazılarını görebilir. Bu durum, Rabbimizin, 
günahkâr da olsa mü’min kullarına bir lütfudur. 
Âriflere gelince, onlar için gözlerin görmediği, kulakların 
işitmediği ve hayal bile edilemeyecek lütuflar vardır. Rabbimiz 
bizi onlardan kılsın.
Bu işe yeni başlayanlar, ruhlarını bedenlerinden soyutladıktan 
sonra bedenleri uykuda olur. Bunlar, uzun süre beden dışında 
kalamazlar. En küçük bir tedirginlikte geri bedenlerine
dönerler. 
Ruhlar, en çok 24 saat beden dışında kalabilirler. Bir ruh, 
belirtilen süreden daha çok beden dışında kalırsa, bedenine 
artık geri dönemez ve ölüm olayı gerçekleşir. 
Ârifler, ruhlarını bedenlerinden soyutladıkları zaman, ilk 
başlayanlarda olduğu gibi bedenleri uyuyup kalmaz. Onların 
ruhları bedenlerinden ayrı kaldıkları süre bedenleri de uyanık 
kalarak günlük işlerini sürdürmeye devam ederler. Ruhun 
soyutlandığı bir beden, her ne kadar uyanık bulunsa da normal 
halinden biraz daha durgun görülür. 
Bu işe yeni başlayanlar, bedenlerini, uykuda bıraktıkları gibi 
bulurlar. Zamanla deneyimleri arttıkça bedenlerini de gittikleri 
yerlere taşıma becerisi kazanırlar. Ruhsal yolculuk yapan bir 
kimse, eğer bedenini ruhunun gittiği yere taşımamışsa bunun iki 
nedeni vardır.
1. Ruh, henüz bedeni taşıma becerisi kazanmamıştır. Bu 
durumda beden, yukarıda da belirttiğimiz gibi uykuda kalır. Bu, 
ruhsal yolculuğa ilk başlayanların durumudur.
2. Ruh, gittiği yerde bedenini aratmayacak bir biçimde yeni bir 
beden oluşturmuştur. Ruhun oluşturduğu bu yeni bedeni, geride 
bıraktığı bedenden ayıt etmek güçtür. Bu konuda ustalaşan ruh, 
eğer isterse gücü oranında birçok beden birden oluşturabilir. 
Bu bedenler birbirlerinin aynı olabildiği gibi ayrı da olabilirler; 
aynı yerde ortaya çıkabildiği gibi ayrı yerlerde de ortaya 
çıkabilirler. İnsanlara şaşkınlık veren bu durum âriflerin gizli 
işlerindendir.
Ruhsal yolculuk için gerekli olan tek şey ruhu bedenden
soyutlayabilmektir. Bunun için de beden ve zihin çok güçlü 
olmalıdır. Olgunluk sanatının başlangıcı olan ruhu bedenden 
soyutlama, ancak güçlü bir beden ve zihinle mümkün olur. Beden 
ve zihni güçlü kılmanın yolu nedir, diye sorulacak olursa, bu yol 
“doğru yaşamaktır”, deriz.
Doğru yaşamanın ne anlama geldiğini bilmemek, yaşamın amacını 
bilmemek demektir. Kutsal Kitabımız Kur’an ve Sevgili 
Peygamberimizin sünneti baştanbaşa doğru yaşamanın kuralları 
ile doludur. Bu konuda âriflerin yaşamında da bizim için çok 
güzel örnekler vardır. 
İnsanın beden ve zihnini zayıflatan etkenlerin başında,
kuşkusuz dünya ile olan fiziksel ve duygusal bağlar gelmektedir. 
Bu bağlar aynı zamanda ruh, beden ve kalb bütünlüğünün de 
bozulma nedenidir. Öyle ise insanı, ruh ve beden bütünlüğünü 
bozarak zayıflatan ve ona zarar veren her nesne ve durumdan 
olabildiğince uzak durmak gerekir. 
Ruhu bedenden soyutlamaya “özgürlük sanatı”, ruhun bedenden 
soyutlanarak özgürce dolaşmasına da “soyut uçuş” denir. 
Beden dışına çıkma kimilerine göre çok kolay, kimilerine göre 
de çok zor bir iştir. Bu iş, kimilerine çok zor görünse de planlı 
ve uzun bir süre sabır ve gayretle çalışıldığında kuşkusuz kolay 
bir duruma gelecektir. “Her zorlukla birlikte mutlaka bir 
kolaylık vardır.” (İnşirah: 6)
İlk önce şu önerilere bir göz atın.
1. Eğer düzenli bir yaşamınız yoksa geçerli bir amaç 
belirleyerek yaşamınızı düzenli bir hale getirin. 
2. Yeme, içme, çalışma ve dinlenmeye bir ölçü getirin.
3. Yüce Allah’la olan iman ve ibadet bağlarınızı güçlendirin. 
4. Kendinizle ve etrafınızla barışık olun.
5. Fizik çevreye son derece duyarlı bir kişilik kazanın.
6. Kesin kararlılığı elden bırakmayın, Allah’ın izni ile 
başaracağınıza inanın.
7. Yağmurlu ve gök gürültülü havalarda çalışma yapmayın. 
8. Ruhsal yolculuk esnasında yüksek gerilim hatlarından uzak 
durun. 
9. Rahat edebileceğiniz bol bir elbise giyin, çok renkli ve 
alacalı elbise yerine tek renkli ve sade olanları tercih edin.
10. Yatağa sağ yan üzerine yatarak uyuyun, sola veya yüzüstü 
yatmayın. 
11. Et yemeklerinden, fındık ve fıstık gibi sert kabuklu 
yiyeceklerden uzak durun, bol bol sebze ve meyve yiyin. 
12. Acıkmadıkça yemeyin ve tam doymadan da sofradan kalkın. 
13. Bedeni oruç tutarak kıvama getirin. 
14. Bilgilenin ve tüm korku engellerini aşın. 
15. Uykuya yenik düşmeden zihni ve hayali uyanık tutmayı 
öğrenin. 
16. Soluklanmayı ve soluklanırken bedeni gevşetmeyi 
öğrenerek, beden gerginliğini yok edin. 
17. <!–[endif]–>Uzun süre (en az yarım saat) rahat
kalınacak bir oturuş biçimi seçin.
OTURUŞ BİÇİMLERİ
Ruhsal çalışmaların yapıldığı pek çok oturuş biçimi vardır. 
Bunların hepside yararlı oturuş biçimleridir. Ancak her oturuş 
biçimi herkes için uygun olmayabilir. Ruhsal çalışma yapacak 
kimse, bunları ayrı ayrı deneyerek kendisine en uygun biçimi 
belirlemelidir. Bu oturuş biçimleri şunlardır:
MURAKABE OTURUŞU
Buna kursufa veya sığ soluma oturuşu da denir. Omurga öne 
doğru hafif eğilerek kabalar üzerine oturulur. Bacaklar 
dizlerden kırılarak göğse doğru çekilir ve karına yapıştırılır. 
Ayak tabanları çıplak olarak yere basar ve topuklar 
birleştirilir. Kollar dizlerin önünde birleştirilir, gerekirse eller 
dirseklerden kavrar. Gözler kapatılır, dil damağa yapıştırılır ve 
baş göğse eğilir. Bu oturuş şişmanlar için zor olduğundan, 
dizleri belden kavrayan bir kuşak kullanılır. Bu kuşağa kement 
denilir. Bu arada uykuya dalarak başın düşmemesi için iki bacak 
arasından çeneye doğru uzanan bir çene desteği kullanılır. Alt 
tarafı genişçe olan çene desteğinin Üst tarafı da çenenin iyice 
oturması için hafif çukurlu yapılmış ve bezle sarılmıştır. 
Bu oturuş biçiminde göğüs ve karın iyice sıkıştığından tam bir 
soluklanma olmaz. Yani soluk alma ve verme kesik kesik olup, 
derin değildir. Bununla birlikte bu tür soluklanma biçimi, düzenli 
yapıldığı zaman içsel enerjiyi dengeler ve iç sessizlik sınırını 
aşmayı kolaylaştırır.
TEVERRÜK OTURUŞU
Yaprak gibi yayılarak oturma biçimidir. Bu oturuşta ayaklar sol 
taraftan yana çıkarılır ve sağ ayak sol ayağın altına verilir. 
Beden, belden sola, baş ta kalbe doğru hafif eğilir. Bu oturuş 
daha çok rabıta ve zikir yapanların oturuş biçimidir.
NAMAZ OTURUŞU
Namazın rekât sonlarındaki oturuş biçimi olduğu için bu adla 
anılmıştır. Bu oturuşta dizler kırılarak üstüne oturulur ve eller, 
avuç içleri aşağı gelecek şekilde iki diz üzerine konur. 
BAĞDAŞ KURARAK OTURMA
Kabalar üzerine oturulur, bacaklar dizlerden kırılarak çapraz 
yapılır. Gerekirse sırt bir duvara veya ağaca yaslanılır. Baş 
hafif öne eğik tutulur. Buna “Kızılderili oturuşu” da denir. 
KOLTUKTA OTURMA
Rahat bir koltuğa yaslanarak oturma biçimidir. Bu oturuşta 
ayak, ayak üstüne atılmaz. Eller uyluklar üzerine konur. Baş 
karşıya bakacak şekilde dik tutulur, ön ve arkaya fazla 
eğilmez. Buna dinlenme oturuşu da denir. 
Çoğunluğun kullandığı bir yöntem daha vardır. Bu da rahat bir 
yatağa sırt üstü uzanmaktır. Ancak bazı uygulayıcılar, uykuya 
yenik düşüldüğü için sırt üstü uzanmayı pek uygun bulmazlar. 
Ruhu bedenden ayırmak için, bir yatağa sırt üstü uzanarak 
yatmak, oturma biçimlerine göre bedenin kolay gevşemesi 
açısından daha avantajlı görülse de, bedenle birlikte zihnin de 
uyuma olasılığı diğerlerinden daha çoktur. Bunun böyle olduğu 
denemeler sonunda daha iyi anlaşılacaktır. 
RUHUN BEDENDEN SOYUTLANMASI
Daha önce de belirttiğimiz gibi, bedenden soyutlanan ruhun 
değişik boyutlarda yaptığı bedensiz yolculuğa ruhsal yolculuk 
denir. 
Ruhun bedenden soyutlanması, beden ve zihne bağlı otomatik 
bir reflekstir. Ruhunuzun bilinçli bir şekilde bedenden ayrılması 
için şu kuralları kusursuz yerine getirmelisiniz. 
1. Bedeninizi yüzde yüz rahatlatın, gevşeyin ve zihni uyanık 
tutun. 
2. İrade ve hayali kullanarak bilinç noktasını bedeninin dışına 
aktarın.
3. Projeksiyon üzerinde kontrol sağlayabilmek ve rüya
durumuna geçmemek için de yeterli zihinsel ve psişik enerjiye 
sahip olun.
4. Astral bedene ayrılması için yeterli baskı uygulayın.
5. Yaptığınız işe yüzde yüz odaklanın.
Bu kurallar, kusursuz yerine getirildiğinde, ruhsal yolculuk için 
gereken otomatik bedenden ayrılma refleksini harekete 
geçirecektir.
GEVŞEME VE RAHATLAMA
Gerçek anlamda bir rahatlama sağlayabilmek için 
uygulayabileceğiniz bir rahatlama biçimini iyice öğrenmelisiniz. 
Bununla birlikte biz yine de bir tane anlatalım.
Uzun süre rahat edebileceğiniz bir sandalye veya bir koltuğa 
oturun. Yeni başlayanlar için bu önemlidir. Ruhsal çıkışı eğer 
yatarak deneyimlemeye kalkarsanız, rahat bir uyku çekersiniz. 
Önerime kulak verin ve yalnızca uygulayın.
Ayaklarınızdan başlayarak her organınızı tek tek gerin ve 
gevşetin. Tamamen rahatlamış olduğunuzu hissedene kadar bu 
germe ve gevşetme işini sürdürün ve bunun üzerinden birkaç 
kez geçin. Bu sırada derin ama yavaşça nefes alın. Solunum 
yolu ile alıp verdiğiniz havanın farkında olun. 
Fiziksel bedendeki derin bir rahatlama istiğrak uykusuna 
dalmanın, yani kendinden geçmenin hem nedeni, hem de 
anahtarıdır. Bir kez kendinizden geçtiğinizde ruhu bedenden 
soyutlamak oldukça kolay olacaktır. 

İSTİĞRAK UYKUSU/KENDİNDEN GEÇME HALİ

Derin bir rahatlama düzeyine ulaştığınız zaman zihinsel sakinliği 
de elde
etmiş olacaksınız. Bu durumda bedeninizin iyice ağırlaştığını 
hissedeceksiniz. Bu ağırlık, siz istiğrak durumuna girerken 
beyin dalgalarınızın beta/uyanıklık düzeyinden alfa/uyku 
düzeyine yükseldiğinin başlıca belirtisidir. 
İstiğrak durumu, derin fiziksel ve zihinsel bir rahatlamanın 
sonucudur. İstiğrak durumunda, bedeniniz kendini tümüyle 
uykuya teslim ederken zihniniz bilinçli olarak uyanık kalacaktır. 
İSTİĞRAK UYKUSUNA GEÇİŞ
Rahatlama alıştırmalarını sürdürün ve nefes farkındalığıyla 
zihninizi canlı tutun. Karanlıkta bir merdivenden indiğinizi hayal 
edin. Merdiveni gözünüzde canlandırmayın, yalnızca kendinizi 
bunu yaparken hayal edin. 
Nefes verirken bir ya da iki basamak inin, nefes alırken 
basamakta durun. İstenilen şey zihinsel bir düşme hissidir. 
Bunu yaparken, beyninizin dalga düzeyi beta/uyanık durumundan 
alfa/uyku durumuna ve arkasından teta/derin uyku durumuna 
geçecektir. Beyin dalgaları alfa düzeyine ulaştığında istiğrak 
durumuna girersiniz. 
Bu işi yapabildiğiniz kadar yapın. İstiğrak durumuna geçme 
süresi, sizin derin rahatlama ve zihinsel sakinlik deneyiminize 
göre değişecektir. Ağırlaşma hissine ulaştığınızda zihinsel 
düşme alıştırmasını durdurun.
Zihinsel düşme işini merdiven yerine bir asansörle de 
yapabilirsiniz. Yapmanız gereken nefes verirken inip, nefes 
alırken durduğunuzu hayal etmektir. Veya kendinizi bir tüy gibi 
hafif ve havada süzüldüğünüzü hayal edin. Merdiven ve asansör 
deneyiminde olduğu gibi nefes verirken bir miktar düşün, nefes 
alırken durun.
Bunlardan hangisini deneyimlerseniz deneyin, yukarıda 
belirttiğim gibi, beyninizin dalga düzeyini teta/derin uyku 
durumuna getirecektir. Yani beyin dalgasının teta düzeyine 
gelebilmesi için zihinsel bir düşme etkisine ihtiyaç vardır. 
İşte derin rahatlama ve zihinsel sakinlikle birleştirilmiş zihinsel 
düşme etkisi istiğrak durumuna girmenize neden olacaktır. Bu 
istiğrak/kendinden geçme veya derine gömülme duygusunu 
oluşturmak için bildiğiniz başka yöntemler de kullanabilirsiniz. 
Bu durum, ileride anlatacağımız farkındalık düzeyini ikinci 
dikkate kaydırmakla aynıdır. 
İstiğrak durumuna girdiğinizde her şey sessizleşir ve daha 
büyük bir yerde olduğunuz duygusuna kapılırsınız. Bedeninizde 
hafif bir titreşim duyumlarsınız. Sanki bir anda farklılaşan her 
şey biraz belirsiz ve hafifçe bulanık gibidir. İstiğrak halinde 
keskin sesler, güneş sinir ağına fiziksel darbe gibi gelir. Bu 
darbe sırtta hissedilir ve tüm bedeni sarsar.
 
Uykuda Ruhun Bedenden Ayrılması Hakkında Bilgi
Uykuda Ruhun Bedenden Ayrılması nedir
Ruhun Bedenden Ayrilmasi.
Astral Seyahat Nedir
UYKUDA RUHUN BEDENDEN AYRILMASI-1
Bedenimizi belirli bir süre terk ederek çeşitli yerlere düşünce hızı ile gidip, gittiğimiz yerlerde meydana gelen olayları izleyebilmemiz mümkündür. Parapsikoloji Enstitüleri’nde incelenen duyular dışı algılamalarımız arasında en ilginçlerinden biridir…
Şuurumuzun bedenimizin dışına yansıması yada diğer bir tanımla, şuurluk alanımızın genişleyerek beden dışına taşma olayına Astral Seyahat veya Şuur Projeksiyonu adı verilir.
UYKUDA RUHUN BEDENDEN AYRILMASI-2
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Allahü teâlâ, insanın
ruhunu bilinemez şekilde yarattı. Ruh, madde değildir, belli bir
yeri yoktur. Ruh, bedenin ne içinde, ne dışındadır, ne bitişik,
ne ayrıdır. Yalnız onu varlıkta durdurmaktadır. Bedenin her
zerresini diri tutan ruhtur. Bunun gibi, âlemi varlıkta durduran
Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, bedeni ruh vasıtası ile diri
tutmaktadır. (1.cild,287.mek.)
Uykuda iken, ruhun bedenden ayrılması, bir kimsenin, geziye,
eğlenmek için, kendi vatanından, gülerek, sevinerek ayrılmasına
benzer ki, gezdikten sonra, sevinç içinde yine vatanına döner.
Ruhun gezinti yeri, âlem-i misaldir. Bu âlemde, görecek meraklı
ve tatlı şeyler vardır. Ölürken ruhun ayrılması, böyle değildir.
Bu ayrılık, vatanı yıkılan, evleri, binaları yok olan kimsenin,
vatanından ayrılması gibidir. Bunun içindir ki, uykudaki
ayrılmasında, sıkıntı ve acı yoktur. Tersine, sevinç ve rahatlık
vardır. Ölürken ayrılmasında ise, çok acılar ve güçlükler hâsıl
olur. Uyuyan insanın vatanı, dünyadır. Ona, dünyadaki gibi
davranırlar. Ölen kimsenin ise, vatanı yıkılır. Âhirete göç eder.
Ona âhiret muamelesi yaparlar. (3.cild,31.mektup.)
İnsan uykuya daldığı zaman ruh bedenden ayrılır mı?
Uyku, insan ruhunun hislerini kainattan çekmesi, dış alemle irtibaını bir nevi askıya almasıdır. Nitekim, uyuyan bir kimsenin yanında konuşulsa hiçbir şey duymaz, çünkü işitme duygusu dış alemle ilgisini koparmıştır. Aynı adam, rüyasında konuşur ve işitir. Uyanma olayıyla hisler yeniden dış alemle ilgilerini kurarlar.
Bu yönüyle uyku ölümün küçük kardeşidir. Ölüm, ruhun beden alakasını kesmesidir. Uyku esnasında ruh bedenden ayrılmaz. Ancak rüya vasıtasıyla gayp alemine karşı bir münasebet peyda eder. Bazan sadık rüya ile mazi ve müstakbeli hazır zaman gibi müşahede eder.
“Allah, o nefisleri öldükleri zaman, ölmeyenleri de uyuduklarında alır. Sonra haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkor, diğerlerini de takdir edilmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.” (Zümer, 42) ayet-i kerimesi, uyuma ve uyanmanın ancak İlahi birer ihsan olduğunu, her ikisininde insan iradesiyle gerçekleşmediğini ders vermektedir.
Uykuyla kişiyi bir nevi öldüren, vadesi yetmeyenleri tekrar uyandıran Cenab-ı Hakk, ölümle aldığı canları diriliş safhasında yeniden bedenlere iade edecektir. Ölüm ruhun bedenden ayrılmasıdır, ruhun ölmesi değil. Ölen de dirilen de insan bedenidir.
Üstadın rüya-yı sadıka ile ilgili şu ifadeleri bir yönüyle konumuza da ışık tutar: “Üçüncü kısım ki, rü’ya-yı sadıkadır. O doğrudan doğruya mahiyet-i insaniyedeki latife-i Rabbaniye, âlem-i şehadetle bağlanan ve o âlemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla, âlem-i ahza karşı bir münasebet bulur, bir menfez açar.” 
…İşte umum avam için dahi bir nevi velayete mazhariyet var ki, rü’ya-yı sâdıkada, evliya gibi, gaybî ve istikbalî olan şeyleri görüyorlar.
…..
Hem herkes için, âlem-i şehadet içinde, âlem-i ahza bakan bir penceredir. Hem mukayyed ve fâni insanlar için, saha-i ıtlak bir meydan ve bir nevi bekaya ahzar ve mazi ve müstakbel, hal hükmünde bir temaşagâhtır. Hem tekâlif-i hayatiye altında ezilen ve meşakkat çeken zîruhların istirahatgâhıdır.”

21 Nisan 2024 Pazar, burçları Rümеysa Ergüdеn tarafından kalеmе alındı.
Sıradaki Haber Günlük burç yorumları: 21 Nisan 2024 Pazar